Müsait Bir Yerde!

Hayata karşı hep bir zafer içindeyken nasıl oluyor da bazen öyle kırık dökük ve harap bir halde buluyorum kendimi. Anlayamıyorum, anlamıyorum bu durumu. Her şeyi çözümlemiş olan ben bazen küçük ve önemsiz şeylerin yıktığı bir adama dönüşüyorum. Aciz bir insan mıyım asla, tam tersi her isteğini, istediğini yapan biriyim. Ama işte bazen öyle bir kopuş oluyor ki sanki biri beni uzayın karanlık derinliklerine bırakmış gibi oluyorum, süzülüyorum hiçlikte, sonra tutunmak istiyorum hiçliğe , tutunmak hiçliğe? Evet aşırı anlamsız ama istiyorum işte. Ona dokunmak , onu hissetmek, tanımlamak istiyorum. Belki de olmak istediğim yer, bütünleşmek istediğim yer orasıdır, hiçliktir. Sonsuz bir karanlık , sonsuz bir yalnızlık demek ama tarifsiz acı/tatlı bir huzuru var. Dinginleşiyorum ve bu dinginlik daha bir olgunluk katıyor yüreğime aklıma. Gözlerimi kapatıyorum ne hissediyorsun diye soruyorum kendime cevabı yorgunluk oluyor. Sonra anlıyorum aslında hiçlikte süzülmek ve durulmak isteyen benmişim, ruhummuş, sadece biraz kestirmek ve mola vermek istiyorum bu hayatta. Müsait bir yerde demek istiyorum belli bir süreliğine. Bırakmak ve salmak istiyorum kendimi karanlık derin dehlizlere. Kimse ama kimse bana dokunmasın , beni duymasın , görmesin , ben de duymayayım kimseyi , görmeyeyim kimseyi , tek duymak istediğim o sessizliğin sesi ve bir tek dokunmak istediğim şey hiçliğin kendisi , hiçlikle bütünleşip tamamen hiç olmak neymiş bunu tecrübe etmem gerekiyor. O derin karanlık kuytularda keşfedeceğim şeyler var, hayat bu kez beni oraya çağırıyor, onları bulup geri döneceğim en mükemmel halimle. Hoşça kalın…

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kur'an ve Evrim

Zamanın Telaşını Unutturan Huzur

YABANCILAŞMAK