Bir Nefeslik Ömür

 

         Ömür dediğimiz gerçekten de tek bir nefes kadar yakın hepimize. Böyle bir gerçeğin kıskacıyla yaşarken nedendir en küçük şeyleri kafaya takmak, hayatı en doyasıya yaşamak, tadını sonuna kadar çıkarmak, delice eğlenmek varken. Geçmiş mi , geçti. Gelecek mi , daha gelmedi.  Neyin kaygısı, neyin endişesi. Âna odaklan  ve ona bak. Ânı yaşa, o Ânın getirdiği şeyleri hisset, geçmişin ya da geleceğin getirttikleri değil.

       Ölüm birçok kişiden daha da yakın bana, ondandır hiçbir şeyi kafaya takmama, olağana bırakma ve bazen de son derece durgun halim. Çünkü insan o an anlıyor yaşadığı her an, her saniye çok değerli. Ve hiçbir geçen zaman bir daha asla geri gelmeyecek. Yaşanan her şey de o anda kalacak ve geleceğe peşinden bir şey getirmeyecek. Bunun bilincinde olmak her şeyden daha çok tat ve lezzet alma imkanı sağlıyor ama ayrıca bu farkındalık o güzel anları yaşarken bunların orda kalacağı ve biteceği düşüncesini de verdiği için ufak bir hüzün de bırakmıyor değil insana. Fakat gerçeklerle yüzleşmek hep daha iyi hissettirir ve size sunacağı eşsiz bakış açısıyla hayat siz de anlam bulur ve siz de hayatta ki anlamı bulursunuz. Bunu hem siz görür hem de çevrenizdekiler bunu siz de hisseder. Cümlelerim yüzeysel değil derindir. Birkaç kez okuyup üzerinde düşünmeniz de fayda vardır.

       Son olarak her duygunuzu üzüntünüzü, acınızı, mutluluğunuzu, aşkınızı, anda kaldığı sürece sürdürün. Ayrıca  planlarınızı, düşüncelerinizi, o an yapın, doğru an diye bir şey yoktur. En doğru an aklınıza ve kalbinize düştüğü ilk andır. Geleceğe ya da geçmişe bırakmayın. 

          


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kur'an ve Evrim

Zamanın Telaşını Unutturan Huzur

YABANCILAŞMAK